Aşkı umut etmek, aşk kadar güzel aslında… Hiç olmasan da
varlığını özlemek. Bilmesem de ellerinin sıcaklığını, ellerine dokunabilmeyi
düşlemek… Sonra uyanmak gece yarıları uykularımdan, yanımda olmayışını anlasam
bile ve hiç gelmeyeceğini bile bile gözlerimi kapı eşiğine dikip beklemek…
Hayalinle avutmak sonra kendimi, sen duymasan da Seni Sevdiğimi söylemek…
Dizlerinde uzanmak ve unutmak bütün acılarımı… Çocuklar gibi şen baharlar kadar
güneşe gebe… Bir an olsun düşürmeden dilimden adını, sana ve seni anlatan
şeylere gülümseyebilmek… Ve yitirmeden düşümde ki seni… Bir çocuk misali
büyütebilmek umut ettiğim o aşkını…
Seni umut etmek, seni sevmek kadar güzel
aslında… Sorgusuzca ömrümü sana adayabilmek… Ve durdurabilmek bütün saatleri
varlığında… Sonra yakıp yıkabilmek bir anı bile yokluğunda… Bütün yokluklara
dünyayı dar edebilmek… Seni umut etmek senin olmak kadar güzel aslında…
Ellerimi ellerine, gözlerimi gözlerine katıp da, yanına bir de sevdamı
tutabilmek. Senin olmak hani, her şeyimle ve bütün varlığımla… Sensiz bir an
bile olmasın diye yeminler edebilmek sonra… Seni umut etmek, hani düşlerimi
yıldızlara çaldığımda aysız gecelerde… Bin umutla bir umuda kucak açtığında
yüreğim… Ve inatla adını haykırdığımda binlerce içerimde… Sen yerine
yalnızlığıma sarılıp ta, sevdamı rüzgâra katıp sana ulaşmasını umduğumda… Önce
dokunmalı rüzgâr yüzüne, ardından dudaklarına, kulağına fısıldamalı seni
sevdiğimi sonra… Sonra vurmalı yüreğine ve adım derin bir iz bırakmalı orada…
Seni umut etmek sen kadar güzel aslında…
Gözlerin kadar ve içime işleyen sıcaklığında ve beni esir eden her baktığında…
Yüreğin kadar dokunulmamış… Hayallerin kadar çalınmamış… Ve umut etmek sonra,
yıllar alıp götürse de her defasında senden birçok şeyi yüreğinde bana ait bir
yerin olabilme ihtimalini. Seni umut etmek seninle yaşamak kadar güzel aslında…
Bin yerinden kırılmış olsa da yüreğin, yangın yeri de olsa düşlerin… Etrafında
bir kale gibi sağlam durabilmek… Ve unutturabilmek yaşanmışlıklarını… Ve yaşatabilmek
en yaşanası halinde aşkı… Acılarını unutturabilmek ve ölene dek sevmek şöyle
adam gibi… Yüreğinin kırgınlıklarını unutturabilmek ve sarabilmek kanayan
yaralarını…
Öyleyse ne engelliyor bizi, ne duruyoruz o
zaman ikimizde? Uzat ellerini ve tut sıkıca sana uzanmış ellerimi… Sarıl sonra
şöyle sıkıca ve unut bütün unutmak istediklerini, sarıl şöyle sımsıkı bana ve
unuttur bana da altında ezildiğim geçmişimi… Hadi biraz cesaret, uzan ve tut
seni bekleyen yüreğimi
|